Yeni Türkiye, laik olmayacak mı?

2/11/2009 · Kategori: Uluslararasi

En çok sorulan soru şu: "Yeni dünya düzeni içinde anlattığınız Türkiye, Ortadoğu ile işbirliği yaparken 'laiklik ve üniter olma' gibi kavramlardan vaz mı geçecek?"
İşte "
sonrası" sorgulayacağımız ve "senteze" varmayı deneyeceğimiz tespitler:

-Roma (Avrupa), İstanbul (Anadolu) coğrafyası arasındaki iktidar mücadelesi MS 330'da başladı ve Osmanlı'nın gerekli ekonomik değişimi sağladığı 1700'lü yılların başına kadar devam etti.

-1700'lerin başından itibaren mücadele Roma (Avrupa) tarafından kazanıldı ve İstanbul coğrafyası Avrupa tarafından "devşirilir" hale geldi. O güne kadar "devşirilme" süreci İstanbul' dan Roma'ya doğru olurken, akım yön değiştirdi. Burada bir not düşelim: Bugün yaşadığımız Avrupa Birliği (AB) süreci de 1700' ler sonrası başlayan, 1920-1939 arası Atatürk ile kesilen ve 1939 sonrası yeniden başlayan "devşirilme" sürecinin bir parçası.

-1900' lerden sonra bu devşirilme sürecine "Avrupa'nın idealleri uğruna" Müslüman coğrafyasına tezleri ile hâkim olabileceği düşünülen İstanbul'un (Anadolu) dönüştürülmesi ve özellikle Alman çıkarları uğruna kullanılması süreci eklendi. Bu dönemde "Osmanlı İmparatorluğu'nun Genelkurmay Başkanlığı dahi" bir Alman generaline bırakıldı.
Bu yapı sadece 1920-1939 arasında kesintiye uğradı ve genç Türkiye Cumhuriyeti "manipüle edilemedi"...

2. Dünya Savaşı' nda ve öncesinde de durum farklı değildi. Potansiyel bir Rus (komünizm) tehlikesine karşı dine dayalı sivil unsurlar, ABD ve Almanya tarafından harekete geçirildi. Bu süreç, Almanya'nın "Ortadoğu petrollerine dokunmadan Orta Asya petrol bölgelerine ulaşması" şartıyla İngiltere ve Fransa tarafından da desteklendi. Türkiye'de komünizm tehlikesine karşı dini unsurların devlet çarklarına enjekte edildiği süreç hızlandı.

* Savaş sonrası Türkiye'nin NATO' ya katılım sürecinde dahi "Türkiye, kurulacak bir Ortadoğu Komutanlığı" mantığı ile yapıya zorlama alındı. (Konu hakkında İngiltere'nin görüşmeler sırasındaki yazılı tespitlerine ulaşılabilir.)

-1980 sonrası da aynı mantığı gördük. "Ilımlı İslam Devleti" mantığı altında Ortadoğu ve Orta Asya'da hâkim olmak isteyen Roma'nın (1945 sonrası Roma derken ABD ve Avrupa birlikte algılanmalı) yine bu coğrafya üzerindeki oyunları sürece hâkimdi. Devletin resmi organlarında "Kemalist laiklikten, Osmanlı sekülarizmine" başlıklı raporlar yayınladı. Aydınlar "yeni bir sentez pompalarken", devlet çarklarına Atatürk ilkelerinden uzaklaşan, uzaklaştıran her türlü fikrin pompalanmasına devam edildi.

-1999 ekonomik krizi sonrası Ortadoğu'ya "model ve ağabey" olacak bir Türkiye modeli yeniden hayata geçmeye başladı. Arap ülkelerine sevimli görünmesi gereken Türkiye'de, TBMM'den "Amerika'ya izin veren tezkere" geçmedi. Tezkere kabul görmedi ama ABD, Türk topraklarını tezkere varmış gibi kullandı. Geçmeyen tezkere Ortadoğu'da alkışlandı, devlet çarkları süratle “Kemalist laiklikten Osmanlı sekülarizmi” ne dönüşen Türkiye'ye 80 yıl sonra Arap kralları geldi.

-Türkiye "komşuları ile" daha sakin ve kucaklayıcı bir politika uygulamaya başladı ve sadece Batı "merkezli" para bulan Türkiye ilk defa "kaynak sıkıntısı" çekmemeye başladı...

-Türkiye' nin üstündeki "İsrail ipoteği" kalktı ve ilk defa çevremize bakabilmeye başladık...

Bu satırlardan "birçok farklı" sonuç çıkabilir. Analiz benden, başlıktaki soru dahil sentez sizden!

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Boş kontenjanlar okul kapattırıyor

2/11/2009 · Kategori: Ekonomi

Son yıllarda fabrika yerine üniversite isteyen illerin sayısı o kadar çok arttı ki, siyaset de buna duyarsız kalmadı ve her ile bir üniversite açıldı. Ayrıca neredeyse her ilçeye de bir yüksekokul kuruldu. Kontenjanlar da şişirildikçe şişirildi.

Amaç akademik değil, ekonomikti. Binlerce öğrenci o il ve ilçelere gidecek, ekonomiye can verecekti. Bu uygulama, yıllardır böyle devam ediyordu. Başta KKTC ve pek çok ilimiz bu sayede, tek kuruşluk yatırım yapılmamasına karşın en büyük krizlere bile dayandı.

Model iyi işlediği için de hiçbir plan program yapılmadan üniversite üstüne üniversite açıldı. Hoca varmış yokmuş, öğrenci açılan bu üniversiteleri ve bölümleri tercih edermiş etmezmiş diye diye hiç düşünülmeden, bakkal dükkânı açar gibi üniversite tabelası asıldı.

Gelinen nokta vahimin de ötesinde. 110 bin boş kontenjan ve öğrenci gelmediği için kapanan yükseköğretim kurumları. Türkiye bunu da görecek miydi? Gördü işte.

Ama dahası da var! Yakın bir gelecekte 8-10 fakülte ve 15-20 üniversite dışında diğerlerine girmek için sınava girmeye bile gerek kalmayacak. Liseden mezun olan gidip direkt kayıt yaptırabilecek. Tabii eğer hâlâ üniversitede okumak isteyen kalırsa!

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »