Bulgar ayrılıkçılar da davul - zurna ile karşılandı!
Osmanlı “93 Harbi” adıyla bilinen savaşta Rusya’ya yenilince 3 Mart 1878’de Ayastefanos Antlaşması’nı imzalamak zorunda kaldı. Bu yıkım antlaşmasına göre, Romanya, Sırbistan, Karadağ tam bağımsız oldu; Karadeniz’den Ege Denizi’ne kadar inen koskoca bir Bulgaristan kuruldu..png)
Ancak, Rusya’ nın Balkanlar’daki nüfuzunu artırması, İngilizleri, Fransızları, Almanları, İtalyanları, Avusturyalıları telaşlandırdı.
Avrupalıların diretmesiyle 13 Temmuz 1878’de Berlin Antlaşması imzalandı. Rusya’nın hâkimiyet alanı daraltıldı; Bulgaristan tekrar küçük bir prensliğe indirildi vs. Tabii bu arada İngilizler, oldubittiyle Akdeniz’ in en stratejik adası Kıbrıs’ a fiilen el koydular.



Ama ne oldu dersiniz?
Avrupa “İnsan hakları ihlalleri var” deyip Balkanlar’da yeni bir güvenlik anlaşması dayattı. Balkan güvenliğinden sorumlu Makedonya Müfettiş-i Umumisi Hüseyin Hilmi Paşa’nın yanına biri Rus diğeri Avusturyalı iki yardımcı subay verdiler. Yeni kurulan jandarma biriminin başına ise bir İtalyan general getirdiler. Böylece 1905 yılında Makedonya, adeta milletlerarası bir memleket görünümü kazandı.

TÜRK MAHALLESİNDEKİ GÖSTERİ
Avcı Taburları’nın yakaladığı ayrılıkçı komitacılar yabancı subayların insiyatifiyle serbest bırakılmaya başlandı. Serbest bırakılmalarının amacını ise hep şöyle açıklıyorlardı: “Toplumlar arasında barış sağlamak!”
“Barış” sözcüğünün adı geçince akan sular duruyordu.
“Barışı sağlama” umuduyla cezaevlerinden salıverilenler davul-zurnayla karşılandı. Bu gösterilere nedense hep Türk mahallelerinin içinden geçilerek başlanıldı.
Şaka gibi; dün sanki bugün! Aynı bugün gibi...
Balkanlar’daki Türk köylüsü gibi Türk askeri de bu olup biteni şaşkınlıkla seyretti. Herkes suskundu. Kimse ne yapacağını nasıl davranacağını bilemiyordu.

Subay direnişi böyle doğdu Balkanlar’da...
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına gönder!
0 yorum yazılmıştır