Chp eleştirilemez mi?

8/8/2009 · Kategori: Muhalefet

Cumhuriyet Halk Partisi’ nin, daha doğrusu Deniz Baykal’ ın değişik konulardaki siyasi tavırlarının, “sosyal demokrat” nitelikle ne kadar uyuştuğunu sık sık tartışıyoruz. Her tartışmanın arkasından bir tepki oluşuyor: “CHP’ ye yöneltilen her eleştirinin AKP’ ye yaradığı” şeklindeki kanaat… Bu kanaate göre, AKP’ nin ülkeyi geriye götürmesinin önündeki en önemli siyasi barikat CHP’ dir ve eleştirilmesi, partiyi yani barikatı yıpratır, dolayısıyla AKP’ yi güçlendirir...
Ne yazık ki bu bakış yanlıştır, çünkü AKP’ yi güçlendiren, Baykal’ ın politikalarıdır. Baykal 1998’ deki siyasi krizde de yanlış teşhiste bulunmuş ve 1999 seçiminde CHP’ yi "yüzde 10" barajının altına düşürerek Meclis dışında bırakmıştır.

2001 - 2002 yıllarındaki ekonomik ve siyasi krizden "en fazla yararlanan" parti CHP değil AKP olmuştur. Bunun için, AKP’ ye kızanların AKP’ ye değil CHP’ ye kızması gerekir. Seçim öncesi iktidarda bulunan üç partinin ikisi halk tarafından neredeyse yok edilircesine cezalandırılırken, CHP güçlü bir seçenek sunarak durumu değerlendirmekten uzak kalmıştır.
AKP’ nin iktidar olmasının ülkenin geleceği açısından "tehlike" olarak görenler, önce “CHP neden iktidar seçeneği olamıyor” sorusunu sormalı, Baykal’ ın politikalarının sosyal demokrat mı yoksa başka politikalar mı olduğunu düşünmelidir. Türk siyasetinin şu andaki en önemli sorunu, sol kanadın tümüyle “boş” olmasıdır. Ekonomik kriz koşullarında bile ortaya “sol muhalefet” koyamayan bir CHP’ nin bu boşluktaki rolünü de düşünmek şarttır.

CHP
’ yi ve Deniz Baykal’ ı eleştirmek AKP’ ye güç vermez; tam tersine, güçlü bir sosyal demokrat parti AKP için çok daha ciddi bir denge unsuru olacaktır.
 (Alıntı: Okay Gönensin - Vatan)

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Çarşaflıyı bırakın kocasına bakın!

20/11/2008 · Kategori: Muhalefet

Çarşaflı bir kadının CHP’ ye üye kaydedilmesini hiç yadırganmamalı.
Baykal’ ın dediği gibi “Bir insanın kılık kıyafetine bakıp onun düşüncesini ya da ahlaki kimliğini etiketlemek mümkün değildir”.
Doğru da değildir.
http://www.hurhaber.com/images/news/8774.jpg
Bu açılımın mimarı olarak tanıtılan CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin’ in açtığı Cumhuriyet Halkevleri kursları' na katılan kadınlarla röportajlar yapıldı.
http://blog.milliyet.com.tr/Images/Blog/131/93/93257.jpg
Kadınların çoğu türbanlıydı. Bir tanesi, makyajlı çehresini kameraya döndü ve dedi ki:
Eve kapanmıştım. Bunalıma girmiştim. Nihayet burada kendime geldim.

Siyasetin Türkiye’ ye sağlayabileceği en büyük fayda, "sosyalleşmedir".
O yüzden CHP kendi sınırlarını aşmak, Türkiye’ nin önünü açmak istiyorsa hızla kitleselleşmeli ve AKP’ nin yaptığı gibi, "kadını evinden dışarı", partiye, kursa, siyasete çekebilmelidir.
http://www.nigdehaber.com.tr/haberresim/akp-chp.jpg
Yakasına rozet takılan kişi, yarın "rozetiyle kıyafeti arasında bir uyumsuzluk" hisseder ve yeni arayışlara girerse siyaset, üzerine düşeni yapmış demektir.

Üyeliği yadırganması gereken asıl kişi, yakasına rozet takılan "çarşaflı kadın" değil, onun Sultanbeyli Belediye Başkanlığı için aday adayı olan kocasıydı.
http://img207.imageshack.us/img207/6872/66154gallery23126821377zv3.jpg
Geniş ailesini Baykal’ ın arkasına yığıp fotoğraf çektiren Ercan Karabayır, Sabah muhabirinin eşiyle görüşme isteğini reddederken şöyle diyordu:
Kayınpederim Erzurum’ dan arayıp ‘Kadın kısmı gazeteye, televizyona çıkar mı’ diye bana kızdı. Ben de aynı şekilde düşünüyorum. Eşim sadece kadın kollarıyla çalışacak. Ben bu yolda tek başıma yürüyeceğim. Biz kadının çok göz önünde olmasını istemeyiz. Bizde kadın geleceği yapar. Gelecek, çocuk yetiştirerek yapılır.”
http://www.tulindizdaroglu.com/sergiler/ak_sb_14.jpg
Anadolu’ya özgü bir mutaassıplık“ falan değildir bu; Anadolu insanının büyük çoğunluğu eşiyle tarlada, düğün dernekte bir aradadır. Bence parti kapısından sokulmaması, tersine mücadele edilmesi gereken zihniyet budur.
http://fwt.txdnl.com/6-10/g/i/gidelim/4.jpg
Bir insanın kılığına kıyafetine bakıp onun düşüncesini etiketlemek mümkün değildir”, ama kadını "kuluçka makinesi" gibi gören düşüncelere sahip birini, takım elbisesine bakıp partiye almak, hele ki aday yapmak “takiye”dir ve partinin “çağdaş, ilerici” çizgisini, kuruluş temellerini hiçe saymaktır.

Ama dikkat ettiyseniz CHP’ de “çarşaflı açılımı”ndan rahatsız olan kadınlar bile bunu dile getirmiyor.
O kadar şekilciler ki, kravat taktığı sürece “peçeci” bir başkan adayına itirazları yok.
http://img.blogcu.com/uploads/kayipdusler_woman-with-handfan.jpg
Ama "ne düşündüğünü bile bilmedikleri" bir kadını sırf “peçeli” diye yargısız dışlayabiliyorlar.

Üniversitede türban tartışmasında da itirazlar şuydu hep:
Aynı fikre sahip erkeklere kapılar açılırken, genç kızlar örtüleri yüzünden okutulmama cezasına mahkûm ediliyorlardı.
http://www.moralhaber.net/resimler/haberler/image/baykaldua.jpg
Sultanbeyli töreninin bir “seçim şovu” olduğunu, “açılım” söyleminin de birkaç aya kadar unutulacağını bilse de birçok kişi, bu yaklaşımı destek görüyor.

Önemli olan soru şudur:
Kadın evde çocuk yapar” zihniyetinden nasıl kurtulacağız?
Kadınları "eve kapatan" zihniyetin elinden kurtaracak, “zincirlerini kıracak” en önemli araç, siyasettir.
http://bekirlyildirim.files.wordpress.com/2008/01/chp-turban1.jpg
Siyasetin kapıları, bu mücadeleye sonuna kadar açılmalıdır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::