Siyasal Propaganda

28/7/2009 · Kategori: Kavramlar

Konuşma ile insanlar, fiziki güce başvurmadan ikna edilebilir. “Din değiştirtme”, “kitle iletişim araçlarının etkisi”, “fikir işçiliği” ile ve totaliter devletlerde politik fikir aşılama uygulamaları iletişim yoluyla olmaktadır. Savaş zamanı propagandasında olduğu gibi çok sık bir şekilde yalnızca bir grup lehine ya da aleyhine şiddetli nefret ya da taraftarlık duyguları meydana getirmeye çalışır.
Sokrat, problemlere hazır cevaplar sunarak değil, soruşturma yoluyla öğrencilerinin gerçeği kendileri için keşfetmelerini sağlarken kuşkusuz propaganda yapmıyordu. Alternatif görüşlerin bulunmayışı halinde bilinçli ya da bilinçsiz propaganda yapılamaz.  

Propaganda’ da kullanılan özel teknikler:
1. Kalıplaşmış İmajların Kullanışı: İnsanları kategoriler içine sokmak doğal bir eğilimdir; herhangi bir kategori içinde düşünen bu tanımlama yerleştiğinde gerçek durum hatırlanmaz olur.
2. İsimleri Bir Başka Lakapla Değiştirme: Propagandacı muhataplarını  etkilemek için genellikle lehte ya da aleyhte olan deyimler kullanılır; bu deyimler duygusal çağrışımlara sahiptir. Bundan dolayı  ‘Komünist’ ya da ‘Rus’ yerine ‘Kızıl’ kullanılır.
3. Seçme: Propagandacı karmaşık gerçekler yığınından yalnızca amacına uygunlukları seçer.
4. Tümüyle Yalan: Birinci Dünya Savaşındaki hammadde olarak insan kullanan sabun fabrikaları hikayelerini, yalanlanana kadar propagandacıların her zaman sermayelerinin bir parçası olmuştur.
5. Tekrar: Propagandacı, ifadelerini yeterince tekrarladığı takdirde zaman içinde muhataplarınca kabul edileceğinden emindir. Bu tekniğin bir değişik şekli sloganların ve anahtar kelimelerin kullanılmasıdır.
6. İddia: Propagandacı nadiren tartışır. Tezi lehine iddialar ileri sürme konusundaysa cesurdur.
7. Düşmanın Tanımlanması: Propagandacı, yalnızca bazı şeyler lehine değil, aynı zamanda bazı düşmanlar aleyhine de iddialar ileri sürmesi halinde düşmanın tanımlar.
8. Otoritenin Teyidine Sığınma: Otoriteye sığınma, telkinin tabiatında vardır. Kendisine sığınılan otorite, tanınmış bir politik kişiliğe bağlı olarak dini otorite olabilir. İnsanların ilgilerinde doğal bir ahenk vardır.  
 http://www.radyoyuksel.com/resimler/haberler/2625.jpg
SİYASAL PROPAGANDA
a-) Tüm kitle hareketleri bağlılarını  aynı tip insanlar arasından bulur alırlar ve aynı tip kafalara hitap ederler;
b-) Bu hareketler genellikle birbirinin rakibidir, birisinin taraftar kazanmış oluşu diğeri için bir kayıptır; 
 
Naziler, Fransız devrimcileri, Rus ve Çin Komünistleri dine karşıydılar, ya da mevcut bulunan asıl dini kendilerininki ile değiştirmeye teşebbüs etmişlerdir. Naziler ve Komünistler kendi velilerini, kendi resmi kitaplarını, davranış kalıplarını meydana getirdiler.  
 
Fransız devrimi, ülke genelinde “bir vatandaş doğar, yaşar ve vatan için ölür” kitabesiyle kurulan yeni bir din ortaya koyar.
Fizik ve zihin olarak sağlıklı olan bir kişi problem başlatamaz!” 
 Herhangi bir açık işi “kusurlu” kılan ana faktör failin diğer kişileri dikkate almaksızın davranma hakkı iddiasıdır. Belli sınırlar içinde iddiasını “dogma” olma imkanı veren bir yer de bulabilir. Bu tür kabul edilmiş ya da kabul edilebilir kusurluluk için fırsatlar iktidarda (güç) bulunur.
 http://questgarden.com/19/98/0/060327160120/images/nazi_propaganda_hitler_head.jpg
HASTA BİR GRUP, HASTA BİR LİDER SEÇER
Hitler, Alman halkının gerçekten ne hissettiği konusunda sezgileriyle Komünistlerden daha başarılı olmuştur, bundan dolayı da propaganda örgütü vasıtasıyla onlara duymak istedikleri şeyleri söyleyebilmiştir. 
 
Stıesemann, Almanlar hakkında şöyle söyler: “Onlar yalnızca günlük yiyecekleri için dua etmezler, günlük hayalleri içinde dua ederler.” 
 
Hayal kırıklığına uğramış kişiler acı çekmek ve kendilerini davaya feda etmek isterler. Sonuç olarak, hayal kırıklığı içindeki kişiler nefret etme ihtiyacı içindedir çünkü; “nefret, başkalarıyla paylaşıldığında tüm birleştirici duyguların en güçlüsüdür.” 
Dominant bir lideri olan siyasal partiler yada devletler, inananların büyüklüğünü göstermek için tarih ders kitaplarını yeniden yazar ve kendi insan tipinin üstünlüğünü göstermek için bilimi yeniden modellendirir. Propaganda “Güce saygı” düşüncesini aşılar…
  

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

ROBİNSONCULUK

25/7/2009 · Kategori: Kavramlar

Robinson Crusoe, aslında bir çocuk romanı değildir. Defoe’ nın 1719 yılında yayınladığı bu büyük roman, “tek” insanın mücadelesine bir övgüdür. Issız Ada’ ya düşen bir gemicinin; tek başına koca bir adayı ve yerli Cuma’ yı uygarlaştırmasını anlatır. Daha sonra 18. yüzyıl Aydınlanmasının kutsayacağı, “Birey” kavramının ilk büyük yüceltisidir. Crusoe; özgüvenin, ayakta kalmanın, vahşiliği dönüştürmenin simgesidir. 

 

Robinson” karakterinin hazırlanışında, Selkirk adlı İskoçyalı bir denizcinin gerçek öyküsü vardır. Gemideki kaptanla yıldızı barışmayan Selkirk, 1704 Eylül’ ünde Şili açıklarındaki ıssız Juan Fernandez adasına bırakılmasını ister. Orada tek başına dört buçuk yıl yaşar. 1709 yılının Şubat ayında bulunur. Onu kurtaran kaptanlar Rogers ve Cook ondan dinlediklerini hatıralarına alırlar. Daha sonra Selkirk’ in serüvenlerini Defoe öykülendirerek Robinson’ a dönüştürür. Yazar bambaşka bir şey yazar doğal olarak.

 

Defoe: İlahiyat eğitiminin ardından ticarete girmiş, daha sonra siyasete atılmış ve son olarak da yazar olmuştur. Robinson hikayesinin başında dinsiz bir genç olan Robinson' un adaya düşüşü ve her türlü yardımdan uzak, tek başına kalmasını dini bakışla, “şeytanın düşüşü” ne benzetilir. Zamanla, Robinson, imana gelir. Karaya vuran gemilerinden aldığı malzemeler ve adanın imkanları ile ihtiyaçlarını karşılar ve tanrıya şükretmeye başlar. Realist bir romandır. Robinson, Cuma’ ya adını sormaya bile gerek duymadan ona “Cuma” ismini verir. Kendi ismini de “master olarak ezberletir. İngilizce’ yi kendi kurallarına itaat etmesi amacıyla öğretir.

 

O dönemde güneşin batmadığı imparatorluk olan İngiltere’ nin emperyal yönü övgülendirilir. Crouse, kapitalizmin ekonomi - politik kahramanına dönüşecektir. Bireyciliğin, “homo economicus” simgesi olacaktır. Hatta Marx,  Kapital’ de Ricardo ve Adam Smith’ i “kurgusal Robinsonculuk” yaptıkları için eleştirir. Robinsonculuk bu anlamda, birey üzerinden oluşturulan hayali zaferin adıdır. İnsan tek başına bile isterse dünyaları değiştirebilir! Jean Jacques Rousseau’ nun “Toplum Sözleşmesi” ne benzetilmitir bu yönüyle: Kendine güvenen birey…


Mahsun kırmızıgül - sarı sarı

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::